23 Ağustos 2013 Cuma

BİR KUYUMCU HİKAYESİ

Elmas, milyonlarca yılda oluşan dünyanın en sert maddesi. Çelikten bile daha geç eriyen, 1 karat elde etmek için (0,20 gram) 250 TON toprak kazılması gereken, sevgililer ve anneler günü ile yılbaşının en favori hediyesi...

Google'a girerek daha başka özelliklerini de okuyabilir, okuyup öğrendikçede böyle önemli bir cevherin sadece indirimlerle satışının gerçekleştirilmesini garipseyebilirsiniz.

Gerçi garipsemekte bir yere kadar, en nihayetinde tüketici olarak neyi ne kadara aldığımızla ilgileniyoruz...

Eşinizi mutlu etmek için en güvendiğiniz markalardan birine giderek bütçeniz ölçüsünde en güzelini almak isityorsunuz. Bu kaç para, kaç karat, özelliği ne gibi sorulardan veya yönlendirmelerden sonra seçtiğiniz tek taş pırlanta yüzük alarak mutlu bir şekilde evinizin yolunu tutuyorsunuz.


Mutlusunuzdur, çünkü kolay kolay zarar verilemeyecek dünyanın en sert maddesini aldınız. Tıpkı aşkınıza zarar verilemeyeceği gibi.  Aşkınızın sonsuza kadar süreceğinin bir kanıtı olarak yaşı milyonlarla ifade edilen bir cevheri satın aldınız ...

İşte hikayemizde tam bu noktada başlıyor.

Hediyenizi verdiniz, hiç bir maddi karşılığı bulunmayan ve bulunamayacak olan eşinizin mutluluğunu gözlerinden okuyorsunuz..

Her şey iyi gidiyorken birgün pırlantası düşüyor ve sizde yüzüğünüzü alarak kuyumcunuzun yolunu tutuyorsunuz. Şanslınız, ya pırlantasını bulamasaydınız.

Şimdi araştırma zamanı, acaba müşteriden kaynaklanan bir sorun mu, yoksa üretim hatası mı? Neyse ki bir üretim hatasıyla karşı karşıyayız. Ürün tamir edildi, yüzüğümüzü aldık. Aldık almasına ama bir kez daha düştü, tamir ve ardından bir düşme daha ve tamir. Bir kez daha düşer mi, bakacağız...

Karşımıza kullanım hatası sebebiyle bir şey yapamıyoruz diye de çıkılabilir ve durum daha da tatsız bir hal alabilirdi.

Manevi değeri madi değerinin kat kat üstünde olan bu tip durumlarda markaların daha MÜŞTERİ ODAKLI hareket etmeleri gerekir...

Müşteri odaklılık vizyon, misyon ve değerlerimiz sayfasında kalmasından öte gerçekten yapılması gereken bir durumdur. ''Müşteri Gerçekten Ne İster'' diye sormadığınız, düşünmediğiniz ve bu yönde atılımlar yapmadığınız sürece gerçek anlamda marka olamazsınız. Üstüne üstlük bir de uluslararası marka olmak için adımlar atıyoruz dememelisiniz...

Artık 2. kere tamire gitmiş bir yüzüğü 3. kere tamire yollamayın, yenisiyle değiştirin...

Yenisi ile değiştirdiğinizde ürün biraz daha farklı ise ve çok ciddi bir fiyat farkı yok ise ufak rakamlar için fiyat farkı almayın.


Kullanıcı hatası diyecekseniz, bu kullanıcı hatalarını baştan iyi anlatın...


Markanızı iyi temsil edebilecek Bayiler seçin ve personellerini iyi eğittiklerinden emin olun...


Ya da gün gelir siz hariç herkes hatalı olur...

TÜM YAZILARI görmek için lütfen burayı tıklayınız...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme