Schopenhauer’in "Parerga ve Paralipomena" adlı eserinde The Porcupine Dilemma olarak geçen, temelinde "yakınlık ve mesafe" dengesini anlatan, özellikle insan ilişkileri üzerine kurgulanmış kirpi metaforunu bilir misiniz?
Sonunda, birbirlerinin dikeninden en az zarar görecekleri ama aynı zamanda birbirlerinin sıcaklığından da faydalanabilecekleri "ideal mesafeyi" bulurlar.
Kirpi metaforu, yalnızlığın verdiği soğuklukla, samimiyetin verdiği "batma" riski arasında gidip gelen insanoğlunun, sağlıklı mesafe (nezaket ve sınırlar) yoluyla nasıl huzur bulabileceğini anlatır.
İnsan sosyal bir varlıktır; sevgiye, aidiyete ve paylaşmaya ihtiyaç duyar. Bununla birlikte her bireyin kendine has huyları, sınırları, dikenleri ve özel alanı vardır. Bir başkasına fazla yaklaştığımızda, ama müdahaleler ama fazla samimiyet sebebiyle, hem biz yaralanırız hem de karşı tarafı yaralarız. Sağlıklı bir ilişki, kimsenin kimseyi yaralamadığı, ancak kimsenin de yalnızlıktan ''donamdığı'' o orta yolu bulma sanatıdır...
İş yaşamında, sürekli ulaşılabilir olmak, herkese yardımcı olmaya çalışmak ya da her sorumluluğu üstlendiğinizde bir süre sonra tükenmişlik hissetmeye başlayabilirsiniz. Aynı şekilde fazla samimiyet bazen profesyonelliği zedeleyebilir; eleştiri yapmak, geri bildirim vermek veya sınır koymak zorlaşır.
Bu durumu iş dünyasında da sıklıkla yaşarız aslında. Her işyeri büyürken ''biz bir aileyiz'' mottosuyla hareket eder. Sonra işler daha da büyümeye, profesyonellik devreye girmeye başlar. Mesafe eskiden çok sorun değilken, kurumsallaşma ile birlikte dikenler batmaya başlar. Çünkü Fazla samimiyet; geri bildirim vermeyi zorlaştırır, disiplini zayıflatır ve duygusal kararların rasyonelliğin önüne geçmesine neden olur. Kişisel sorunların işe taşınması ve sınırların ihlali, o meşhur kirpi dikenlerinin yarattığı acıdır.
Dikenlerin yarattığı acılar sebebiyle, mesafeyi açmayı başladığınızda bu kez de soğukluk baş gösterir. E-mailler üzerinden yürümeye başlayan haberleşme, insani bağdan kopuk iletişim, güven duygusunu zedelemeye başlar. Güven gidince aidiyet ve motivasyon azalacağından, ekip ruhu ve yaratıcılık ölür.
Schopenhauer, kirpiler gibi o denge noktasını bulmaya nazik mesafe der, bu mesafeyi bulmak ise iş yaşamının bilgeliğidir. İş yaşamının bilgeliği, kirpiler gibi o denge noktasını bulmaktır. Bu mesafeyi, dürüst bir geri bildirim verebilecek kadar yakın, ama bu geri bildirimin kişisel bir saldırı olarak algılamamaktır.
Samimi olmak başka laubali olmak başka bir şeydir. İlgili olmak, müdaheleci olmak demek değildir, her zaman açık olun ama sınırlarınızı koruyun...
Bu nasıl sağlanabilir,
Örneğin, iş saatleri dışında her mesaja hemen cevap verme zorunluluğu hissetmemek, her görevi üstlenmek yerine gerektiğinde “hayır” diyebilmek, iş arkadaşlarıyla iyi anlaşırken profesyonel mesafeyi akorumakla sağlanabilir mi?
Kendi sorumluluk alanınızı netleştirip, eleştirileri kişisel algılamamak ve yapıcı iletişim kurmak, iş ile özel hayat arasına sınır koymak sizleri hem diknelerin batmasına hem de donmanıza karşı koruyacaktır.
Bu arada, iyi bir lider ve başarılı bir profesyonel olmanın önemini de unutmayalım. Ekibiyle birlikte ısınmayı bilen ama kimsenin canını yakmayan kişidir. Bildiğiniz üzere, sağlıklı bir iş ortamı, herkesin kendi alanına saygı duyulduğu ama kimsenin yalnız bırakılmadığı o ince çizgide inşa edilir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
İster google hesabınızla, isterseniz anonim olarak yorum yazabilirsiniz.