Tarkan, yakın zamandaki konser serisiyle her açıdan gündeme damga vurdu. Kimisi yıllardır beklediği ana kavuşmanın heyecanını paylaştı, kimisi bilet bulamadığı için sitem etti. Hatta bilet fiyatları üzerinden yapılan ekonomik ve sosyolojik tartışmalar, konuyu sanatın ötesine taşıdı. Peki, konser alanında 70’li yıllarda doğmuş bir X kuşağı ile 2000’li bir Z kuşağı temsilcisini aynı nakaratta buluşturan bu güç tesadüf müdür?
Markaların Tarkan’dan Öğrenmesi Gereken 6 Temel Ders
İşte markaların Tarkan’ın bu "zamansız" başarısından çıkarması gereken dersler:
1. Değer Odaklı Karşılık: Fiyat mı, Değer mi?
Tartışılan bilet fiyatlarının saatler içinde tükenmesi, ekonomi biliminin temel bir kuralını anımsatır: "Fiyat, ödediğiniz; değer ise karşılığında aldığınızdır." Eğer bir marka on yıllar boyunca kaliteden ödün vermezse, izleyicisiyle kurduğu bağ "fiyat hassasiyetinin" ötesine geçer. Tüketici, "değerine değeceğinden emin olduğu" bir deneyim için bütçe ayırmaktan çekinmez.2. Tutkunun Enerjisi: İşini Sevmek
Tarkan’ın sahnede yaydığı enerji, işini sadece "yapmış olmak için" yapmadığının en büyük kanıtı. En arka sıradaki izleyiciye bile ulaşan bu samimiyet, markalar için de geçerlidir. Kendi hikayesine ve vaadine inanmayan bir markanın, müşterisini buna inandırması mümkün değildir.3. "Hayır" Demenin Gücü ve Seçicilik
Tarkan isminin bugün güveni temsil etmesinin sebebi, popülerlik uğruna her projede yer almamasıdır. Kısa vadeli kazanç yerine uzun vadeli saygınlığı seçmek, gerçek bir marka duruşudur. Herkesin markası olmaya çalışmak, aslında hiç kimsenin markası olamamaktır.4. Disiplin ve İşçilik: Görünmez Güç
Sahnede kendiliğinden akıyormuş gibi görünen o performans, binlerce saatlik bir disiplinin sonucudur. Yetenek kapıyı açar, ancak o odada kalmanızı sağlayan disiplindir. Bir marka, vaat ettiği deneyimi her seferinde aynı kusursuzlukta sunabiliyorsa, sarsılmaz bir kalite standardına sahip demektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
İster google hesabınızla, isterseniz anonim olarak yorum yazabilirsiniz.