25 Ağustos 2020 Salı

GERÇEKLEŞEN KEHANETLER

Kehanet kelimesini duyar duymaz pek çoğunuzun aklına Nostradamus, Baba Vanga vb. gediğine eminiz. 

Bu kahinler yangınlar, savaşlar ve büyük felaketleri önceden hatta yüzyıllarca önceden biliyorlar. En son Notre Dame yangınını Nostradamus'un 500 yıl önce bildiği haberlerini görmüşsünüzdür.


TDK'da kehanet, ''bir olayın gerçekleşeceğini bilme durumu, kahinlik'' olartak geçiyor, yani illa kötü haber olması gerekmiyor. Ancak kehanet deyince niyeyse kötü haber bekleniyor.

Bu yazımızda bahsedeceğimiz konular ise yıllar önce ortaya konan ve yakın zamanda gerçekleşen bazı öngörüler, dilekler ve temenniler hakkında...

Şimdi gelelim örneklerimize.

1. Sizlerin de bildiği üzere milyonlarca kişi Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu'nun tartışmasına kilitlendi. Kimi beğendi, kimi beğenmedi ama yıllar sonra yapılan bu program adayların bir araya gelip tartışabilmesi açısından kuşkusuz önemliydi.
 GERÇEKLEŞEN KEHANETLER

Defalarca yazıyor olmak sonunda gerçekleşmesini sağlamış olmalı :)


2. Yavuz Sultan Selim Köprü'nün bitmesinin ardında etrafının dokusunu kaybetmemesi en büyük arzumuzdu. İstanbul'a yapılan her köprü öncelikle etrafından başlayarak sonrasında büyük bir sarmala dönüşerek şehri biraz daha betonlaştırdı. Bu sebeple  o bölgede harika kampüslü üniversiteler kurulmasını önermiştik.


Bu gidişat bir gün bizi çatılarımızı beyaza boyamaya itebilir demiş ve bu fikrimizi twitterda arşivlemiştik.


Bunu yazmamızın üzerinden yaklaşık 2,5 yıl sonra Tansu Yeğen'in twitter hesabında, Amerika'da iklim değişikliği yüzünden oluşan aşırı sıcak havayla mücadele için caddeleri ve evlerin çatısını beyaza boyamaya başladı haberini gördük.


3. Son zamanlarda en çok duyduğumuz haberlerden bazıları artan gıda fiyatları, kuraklık ve vahşi sulama nedeniyle su kaynaklarımızın tehlikeye girmesi ve tabii ki çevre sorunları. 2014 yılında bu konular pek konuşulmuyorken bizim bir temennimiz vardı, Çünkü endişelerimiz vardı.




4. Sokakta özellikle de otobüs duraklarında sigara içilmesine karşı çıkmıştık. Pandemi döneminde de çıkmaya devam ettik. 



Güzel yurdumda bizi duyan olmadı ama sağolsun İspanya sesimize kulak verdi...



Bu arada umuyoruz ki aşağıdaki temennilerimizden bazıları da tez zamanda gerçekleşir...

1. Dünyanın en iyi 100 üniversitesi arasına 5 üniversitemizin girmesi
2. Dünyanın en büyük 100 markası arasına 5 markamızın girmesi
3. Gençler için şirketleri, meslekleri, üniversiteleri ve bulundukları şehirleri anlatan bir gezi programının yapılması

Sevgi, sağlık ve bilimle 

22 Nisan 2019 Pazartesi

PATRONLAR YÖNETİCİ SEÇERKEN

Sayın Patronum yakın zamanda bizden ayrılmış ve rakip firmaya geçtikten sonra başarıları ile parmak ısırtan hatta bir kaç projesi ile ulusal bir kaç ödül almış olan arkadaşımız ''Valla bizdeyken böyle çalışmıyordu'' dediğinizi duyduk.

Bunu dediğinizde ise hiç şaşırmadık, çünkü biliriz ki siz pek özeleştiri sevmezsiniz. Ne demeliydim derseniz, biz de neler oluyor?, iyi adamlarımızı neden kaybediyoruz diye sormalıydınız. Çünkü başarılarından haberdar olduğumuz ilk arkadaşımız bu değil.

Sıradan sandığınız bir çalışan başka bir firmada harikalar yaratıyor ve bunun nasıl olduğunu sorguluyorsunuz?

Bir kaç örnek ile açıklayalım



1. Kendisinin bile fark edemediği muhteşem potansiyeli vardı ama yöneticileri bunu göremedi, ik sistemleri yetersizdi bunu çıkartamadı...

Ne düzenli geri bildirim toplantıları yapıyoruz, ne performans ve yetenek yönetimi sistemimiz var, ne kendilerini nasıl geliştirebilecekleri ile koçluk yapıyoruz. Bu da haliyle ne eşit işe eşit ücret, ne doğru düzgün terfi sağlamıyor, geleceğini göremeyen çalışanlarımızın kafası karışıncada başka yollar aramaya başlıyorlar.

2. Muhteşem potansiyeli vardı ama yöneticisi pek ortaya çıkarmak istemedi.

Hadi 1. maddeye düzeltilebilir diyelim ama bu madde düzelmez. Çünkü dünyasını 1m2'ye sığdırmış koltuk sevdalısı, sadece kendisini düşünen birisinin başkasının yeteneğini geliştirmek için çaba sarfetmesini beklemek hayalperestlik ve o kişinin kişiliğine hakaret olur.

Aslında  davranışlarındandan bazı ipuçlarını yakalayabilirsiniz. Mesela eleştirileri yapıcı değil, genelde sert, insanı strese sokan, ben niye böyle hata yaptım dedirten eleştirilerdir.

Takdir desen, o nedir yenir mi? sorusunu sordurtur...

3. Kendisi yeteneklerinin ve yapacaklarının farkındaydı ama ortaya çıkarmak istemiyordu.

Çalışan sıradan değildi ve bunu kendide biliyordu. Kendini geliştirirken şirketin gelişmesini umursamıyorsa, bunun altında söylediği fikirlerin ya da almak istediği sorumlulukların yöneticisi tarafından göz ardı edilmesi olabilir. (Hatta kendisiyle paylaşılan fikirleri, kendisininmiş gibi sunması da büyük bir etken)

1. Maddede de belirttiğim gibi ortaya konan performans ölçülmediği (ve performansın bir karşılığı olmayınca) sistem çalışanı gittikçe sıradanlaştırıyor.

Kıssadan hisse sayın patronum,

Size şirketini seven bir çalışanınız olarak verebileceğim tavsiye, şu an bulunduğumuz yerin çok daha ötesine geçmememiz için bir sebep yok. Sadece bu durumların farkında olun ve yönetici alırken daha dikkatli seçin...

Ya da sonra rakipleri güçlendirin...

Karar sizin.